13 December 2011

Bembeyaz Çamaşırlar İçin Kaynatma

Eskiden çamaşırı elde yıkayan annelerimiz için vazgeçilmez yöntemlerden biri olan kaynatma, çok programlı makineler ve süper güçlü deterjanlardan sonra tarih oldu elbette. Ancak ne yazık ki hiç bir teknoloji kaynatarak elde edilen beyazlığın yerini tutmuyor. Yalnız kaynatarak yıkamanın bazı dezavantajları var ki, her türlü kumaşa (polyester içerikli, naylonumsu kumaşlar) uygulanamıyor.

İstanbul'da mutfakta kullandığım bezleri düzenli olarak kaynatırdım. Çünkü onlar hem çok çabuk lekeleniyor hem de daha hijyenik olmasına ihtiyaç duyuyor insan. Diğer yandan "mutfakta kullanılan bezlerin diğer çamaşırlarla makineye atılmaması gerektiği" anneler tarafından tembihlenen çok önemli bir husus.

Slovakya'daki evimizde bulunan makine çok eski ve korkarım beyazlarımın kararmasında makinenin etkisi büyük. Ayrıca öğrendiğime göre beyaz çamaşırların grileşmesinde bir diğer etken de suların sertlik derecesi.

Birkaç yüz havlumun çok silinen bölgelerinin kararmasından ve hangi deterjanı (+çamaşır suyunu) denesem de makine yıkamalarında bundan kurtulamamam beni çok rahatsız ediyordu. En sonunda kaynatmaya karar verdim ve artık iflah olmaz, çöpe gidecek sandığım havlular bembeyaz oldu.

Yemek için kullanmadığım eski bir tencereye çamaşırı koyuyorum. Kettle da kaynattığım suyu ilave edip, biraz çamaşır deterjanı biraz da çamaşır suyu ekleyip, kaynatıyorum. Birkaç dakika fokurdamasından sonra (bu arada karıştırmakta fyada var, köpükler kabarıp taşabiliyor) tercihen bir tahta kaşık ile alıp lavabonun altında soğuk suya tutuyorum ve durulayıp sıkıyorum. Topu topu 5 dakkada bembeyaz oluyor. Aynı suda birkaç parça çamaşır deneyebiliyorsunuz ama su gerçekten kapkara oluyor. Ben her parça için deterjan ve çamaşır suyunu ayrı ayrı eklemeyi tercih ediyorum. Çünkü bir süre sonra nereye gidiyor bilmem köpükler kayboluveriyor.

Küçük mutfak bezleri için falan konserve kutularını da kaynatma kabı olarak kulanabilirsiniz.

04 December 2011

Zor Lekeli Lavaboları Temizlemek


Slovakya'daki evimiz neredesye 50 yıllık bir ev ve sanıyorum yukarıda gördüğünüz lavabo da hiç değişmemiş. Lavabonun görüntüsü yukarıdakinden daha kötüydü. Tüm yüzey kararmıştı ve sanki çatlakların arasına girmiş lekeler gibi görünüyordu. Uzun zaman bu lavaboyu temizlemek için uğraştım, çeşitli marka deterjanlarla, çamaşır sularıyla ovdum ama en iyi sonuç yukardaki resimdeki kadar oldu.

Aslında Türkiye'de olsam buraya biraz PorÇöz isimli deterjandan ya da tuz ruhu döktüğüm anda bembeyaz olurdu. Ancak burda o kadar ağır kimyasal maddeler bulamadım. En fazlası Domestos çamaşır suyu ki o da en fazla bu kadar temizliyor işte.

Sonra bir gün çamaşır suyunu ıslak bir beze sürüp lavabonun içine yaymayı akıl ettim. Normalde süngere çamaşır suyu döküp yıkadığımda yeteri kadar uzun süre beklememiş oluyordu. Bir süre beklettikten sonra, bezi koyduğum yerler bembeyaz olmuştu. Ancak hala lekeler vardı.

Ben de lavaboyu tıkacı ile tıkadım ve içine tüm yüzeyi bir parmak yüksekliğinde kaplayacak şekilde sıcak su doldurdum. İçine de biraz çamaşır suyu ekledim ve beklemeye bıraktım. Arada da biraz ovdum. Tüm yüzey bembeyaz ve pırıl pırıl oldu nihayet :)

Eğer lavabo tıkacınız yoksa bir naylon poşeti deliklere tıkıştırarak (ancak çıkarmak kolay olacak şekilde) deliği tıkayabilirsiniz. Ardından da bu yöntemi uygulayabilirsiniz.

10 October 2011

Gömlek Ütülemek

Genelde ütülenmesi en zor giysilerin başında gömlek ve kat izi olan pantalonlar geliyor. Ancak bunların da püf noktaları var tabi ki. Önce gömlek ile başlayalım.

Gömleği ütülemek için iki yöntem var, ya düğmeler tamamen iliklenmiş halde, ya da açık halde. Ben ilikleyerek ütülemeyi daha pratik buluyorum. Çünkü o zaman tamamen bir tişört şeklini alıyor ve önden, arkadan, kollarını düzgünce ütülüyorsunuz. Yaka kısmını da birkaç düğmeyi açık bıraktığım için dümdüz gererek ütülüyorum ve şekil veriyorum. Tabi ilikli halde ütüleme özellikle erkek gömlekleri için ideal. bayan gömleklerinde fırfırlar, büzgüler vs varsa, ilikilendiğinde düzgün ütülemek pek de mümkün değil.

Düğmeler açık şekilde ütülerken de önce tam açık şekilde yaydığımda, düz kalan yerler ütülerim. Yani bel kısımlarını. Ardından kolu düzgün şekilde katlayarak, kol ve gövdenin üst taraflarına gelen yerleri yani omuzları ütülerim. Omuzları ütülerken bir yastık veya ütü masalarının kol ütüleme aparatlarını da takıp kullanabilirsiniz. Doğrusu ben kolda kat izini sevdiğim için düz serip ütülemeyi tercih ediyorum.

Sonra arka ortasının yakaya yakın yerlerine sıra gelir. Onu da ütüledikten sonra, geriye ayrıntılar kalıyor.

Ayrıntılar da  önce yaka, sonra kol pençeleri, bir de düğme ve ilik yerleri. Son olarak ütülerken kırışmış yerler varsa hemen rötüşlanıp askıya asarım.

Askıya astığınızda düzgün durması için 4-5 düğmenin iliklenmesinde fayda var. Aksi halde ön parçalar yana doğru açılıp, dolabın kalabalıklığında yeniden kırışabiliyor.

Başka bildiğiniz yöntemler varsa yorum yazarak paylaşabilirsiniz.

23 September 2011

Çorap Katlama


Çorap katlarken herkesin kendine has bir yöntemi vardır elbet. Ben daha az yer kapladığı ve düzgün duruşundan dolayı seçme kolaylığı sağladığı için şekildeki gibi katlıyorum. Adım adım bir çorabı katlayışımı fotoğrafladım.

1-Çorapları mümkün olduğu kadar düzgün hale getirip üstüste koyuyoruz.
2- Tam ortadan ikiye katlıyoruz.
3-Dışta kalan katı ayırarak ters çeviriyoruz.
4- Bütün çorabı içinden geçiriyoruz.
5-Elimizle içindeki yamuklukları düzeltiyoruz.
6-Dikey olarak sıra sıra çekmeceye (kutu da olur) diziyoruz.

Eşim çorapların böyle sıralanmış olmasından çok memnun. Kıyafetine uygun renkte çorabı kolayca seçiyor. Evde giydiği çorapların karışmaması için ise onları ikiye değil dörde katlayarak çekmecesine koyuyorum.

Sizin çorap katlama yönteminiz nasıl?

19 September 2011

Banyo Temizliği-Küvet&Duş Kabini

Malumunuz banyoda ayrı ayrı temizlik yöntemleri uygulanacak bölümler var o yüzden bu yazıyı parça parça yazmaya karar verdim.

İstanbul'daki evimde temperli cam diye bilinen kabinden oluşan bir duş bölümüm, burda ise küvet var. Küvet ve duş teknesinin temizliğinde malzeme çok önem taşıyor. Eğer banyo tadilatınızı kendiniz yaptırıyorsanız, biraz daha para verip daha kaliteli yüzeylere sahip olanı seçmenizi öneririm, yoksa belki de ömür boyu temizlenmesi kabusa dönüşebilir.

Aynı durum lavabolarda da geçerli, bazı seramik lavabolar çok kaygan ve kaliteli olurken, bazıları ise bir el yıkamada dahi kir ve sabun artığını yüzeyinde tutuyor.

Genelde bir temizleyici süngerle ovarak temizlemek daha kolaydır. Bunun için bulaşık süngerlerinin aksine daha sert yüzeyi olan banyo süngerlerini kullanın. Bu süngerlerin yüzeyi ne kadar büyük ise o kadar çabuk temizlemenize imkan verir.

Duş teknesi yada küveti böyle süngerle, üzerine bazı de deterjanlar koyarak (ben çamaşır suyu ve cif koyarım) yada öncesinde fısfıslı temizleyicilerden tüm yüzeye sıkıp biraz bekledikten sonra, süngerle temizleyebilirsiniz. Ardından ise su tutup temizlemek yeterli.

Duş kabini camlarını temizlemek ise ayrı bir dert, zira sabun lekesi, sudaki kireç lekesi vs zamanla zoraki lekeler oluşuyor. Bunlar temizlemek için neler denemedim neler.  Kireç önleyici pahalı fısfıslı deterjanlar, pek fayda etmedi. Yine de çok ovalamak yada bastrmak gerekiyor, neredeyse her çeşit ürünü denedim en sonunda kendi yöntemimi buldum. Top şeklinde olan bulaşık telleri. (Bu telleri yine yukarıda yazdığım küvet ve tekneler için de kullanabilirsiniz) Bu teller çizmiyor ve kolayca lekeleri çıkarıyor. Deterjan olarak , tele, biraz bulaşık deterjanı, yada arap sabunu (gerçekten iyi temizliyor) sürerek ovmaya başlayın. Tabi öncesinde kabinin ıslak olmasında fayda var, mümkünse banyodan hemen sonra yapın, çünkü banyo yaparken çıkan sıcak su buharı lekeleri yumuşatır.  Tüm yüzeyi ovduktan sonra (fazla bastırmaya gerek kalmıyor) duş fıskiyesi ile yıkayın, pırıl pırıl.

Sizin özellikle tercih ettiğiniz ürünler ya da pratik yöntemler neler?

09 September 2011

Yemeklik Soğanlar Dondurucuya

Biliyorsunuz dondurulmuş ürünler bölümünde doğranmış soğanlar da satılıyor. Benim gibi siz de her gün soğan doğramaktan hoşlanmıyorsanız bu ürünleri alabilirsiniz yada kendiniz yaparsınız.

Miktarı size kalmış istediğiniz kadar soğanı ister rondodan geçirin ister elinizde kıyın. Ardından birer yemeklik parçalara ayırıp poşetle dolaba kaldırabilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken (çok başıma geldi de ondan) soğanların fazla suyunu kağıt havlu ile çekmek yada bir şekilde biraz kurutmak. Özellikle rondoda çekildiğinde çok daha fazla su çıkıyor ve bu suyuyla konulduğunda, soğanlar dolapta donup kalıp gibi oluyor. Sonra da yemek için çözdürmek zahmetli oluyor.

Yemeklik soğanlar hazır olduğunda işten gelince yemek yapma süresi daha da kısalıyor.

06 September 2011

Komple Değil Azar Azar Temizlik

Annelerimize göre ev temizliğinde haftada bir gün halılar paspaslar kaldırılır silkelenir, her yer silinir, toz alınır, gerekirse camlar silinir, mutfak banyo ovulur ve bunlar için koccaman bir gün feda edilir.

Ancak bu hem çok yorucu hem de zaman alan bir iş. Özellikle çalışan kişiler (ben de dahil) haftanın bir gününü temizlikle geçirmek istemez. Zaten illaki haftasonunun bir günü market alışverişi ve gezmeye gidecek, diğer günü de ya ziyaretler yada evde dinlenme olarak geçsin isteriz.

Bunun için ev temizliğini az zamanlarda azar azar yapıp aradan çıkarmak lazım. Böylece insan hem yorulmuyor hem de zamanını iyi değerlendiriyor. Tabi parça parça temizlik yapıldığında annemin dediği gibi "bir taraf temizken, diğeri kirliyse, ordan tozlar gelecek onu da kirletecek" gibi düşünceleri göz ardı etmek gerekiyor bunun için. Benim de zaman zaman içim elvermiyor ama tamamen pis olmasından iyidir diyorum.

Kısaca maddeleyecek olursak.

  • Hiç bir iş biriktirmeyin, tezgah ovalanacaksa hemen bir akşam yemeğinin ardından bulaşıkları toplarken aradan çıkarın, banyodan sonra duş bölümünü mümkün olduğunca temiz bırakın, lavaboları gördükçe fırçalayın vs.
  • Ben hızlı temizlik için ıslak mendilleri kullanıyorum. Bir yerde gördüğüm toz, leke vs hemen ıslak mendil ile siliyorum.
  • Eşyaları yerlerine koyun, market poşetlerini alır almaz yerleştirin, bazı nereye tıkılacağı karar verilemeyen yeni eşyalara hemen bir yer bulun. Yoksa yığınlar oluşmaya başlayacaktır.
  • Bu tip şeyler yapılsa da evin derin temizliği yani silkmek, yer silmek, toz almak, cam silmek, banyoyu ciflemek, yerleri ovmak gibi daha zor olan işleri de günlere bölün. Aynı anda değil her gün birini yada birkaçını yapın. Ben oda oda temizlik yaparım genelde. Bugün sadece bir odayı yapar, her ayrıntısını komple bitirir, ertesi gün diğer odaya geçerim.
Bir de çok derin işler var mesela birkaç ayda bir yada yılda birkaç kere yapılan. Onlar için de liste yapıp buzdolabına asarım. Örneğin mutfak yada banyo fayanslarının yerden tavana kadar ciflenmesi, silinmesi, çok yağlı objelerin (fırın, aspiratör vs) kazınması, gardrobun dökülüp yerleştirilmesi, atılacak kalacak ayrışımının yapılması, yorganların yastıkların havalandırılması, yıkanacakların yıkanıp kaldırılması vs... Bu işler için insan geniş zamanlar umuyor, ama bir türlü eli gitmiyor. Eğer her gün gözünüze batan bir liste olursa, ve ona çizgi çekmek uğruna yapayım da bitsin diye girişmek daha kolay oluyor benden söylemesi.

23 August 2011

Yer Silme

Yer silmek için olası tüm seçenekleri denemiş biri olarak deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.

Eski ev hanımları için, resimdeki gibi dizlerin üzerine çökmeden, elinle silmeden yapılan temizlik temizlik değildir. Çünkü elinle silerken dip köşe ne varsa silinir, en kuytu yerler parmakla deşilir, ovulur vs. Ancak elbette en yorucu ve zahmetli yer silme işlemi budur. Bu seçeneği tercih edenler, genelde elektrik süpürgesi kullanmayı sevmezler. Ufak tefek çöpleri yer bezi ile silerken toplayıp silkelerler.  Ancak özellikle saç, tüy gibi şeyler beze yapışır, çıkması işkencedir. Ben de hiç sevmem bu yöntemi ama bazen mecbur kalıyorum.

El ile yer silmenin tek avantajı gerçekten iyi temizlenmesi ve fazla ıslak kalmaması.  Özellikle parkeli döşemelerin çok ıslak olmaması gerekiyor. Islak silinirse su lekesi izi kaldığı gibi, parkeler suyu çeker, ömrü kısalır.


Yıllar önce el ile yer silmeye alternatif püsküllü viledalar çıktı. Ne büyük bir yenilikti sopa ile silmek. Gerçi ondan önce bazı ev hanımlarımız uzun saplı badana fırçasına bezi dolayarak, ya da elektrik süpürgesine bezi dolayarak yer silme eylemleri gerçekleştiriyorlardı. Neyse püsküllü viledalar ile silmek kolaydı, pratikti ama gel gör ki ufak tefek parçaları toplamıyordu, sağa sola saçılıyordu. Kovasında yer alan sıkma aparatı da hiç de iyi sıkmıyordu. Bu yüzden parkeler sulu sulu kalıyordu.

Sonra bu seçenek apartman merdivenleri ya da banyolar, balkonlar gibi, sulu kalsa da pek önemi olmayacak yerlerde kullanılmaya başlandı. Evlerde titiz hanımlar yine el ile silmeye döndüler, bazıları da viledanın püsküllerini eliyle iyice sıkarak silmeye devam etti...

Ardından bence gerçekten büyük bir buluş olan moplar çıktı. Mopu hem iyi temizleme hem de hız açısından gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Fazla sulu bırakmıyor, hem yerdeki hem halıların üzerindeki çer çöpü topluyor, hem de tek yıkamayla tüm pislikler akıp gidiyor. Kendim annem ve ablalarımı da sayarsak 10 tane kadar mop deneyimim oldu. Bunların iki çeşidi var, soldaki gibi iki silindir çubuk ile sıkılan ve sağdaki gibi katlanarak sıkılan.



Ben katlanarak sıkılanları önereceğim, diğerlerine göre daha iyi sıkıyor ve bir de alırken ünlü bir marka almanızı öneriyorum, birçok mopu sıkmaya çalışırken sopalarının yada aparatlarının kırılması nedeniyle çöpe attık. Oysa onlardan 5-6 tl pahalı olan iyi markalı bir mop çok uzun süre gidiyor, ben İstanbul'daki evimde 2 tane kırdıktan sonra aldığım üçüncü iyi markalı mopu iki senedir kullanıyorum ve uzun süre dayanacak gibi görünüyor. Üstelik ucundaki sünger de eskiyince yenilenebiliyor.

Bir diğer önereceğim seçenek de aşağıdaki seçenek, özel bir adı var mı bilmiyorum. Slovakya'da eşim önce aşağıdaki yer silme aparatını almış (ama kovasız), sonra evimizdeki alışkanlıktan dolayı mop almış ( o benden önce gelmişti, bir süre kendisi temizlik yapmıştı). Ben de gelince mopu pek kullanmadım çünkü burdaki iyi bir model değildi ve beni daha çok yoruyordu, elde silmeye başlamıştım. Bir gün dolapta bunu gördüm ve denedim.

Kesinlikle bayıldım, tüm evi 15 dakkada silebiliyorum, çok hızlı çok kolay ve pratik. Kovasının olduğunu buraya yazı yazmak için resim ararken gördüm, nasıl sıkıyor bilmiyorum. Ben bezini çıkarıp elimle yıkayıp, sıkıp takıyorum. Bir odaya en fazla iki kere yıkamam gerekiyor (bu bomboş halısız bir oda için söylediğim miktar, halının dışında kalan yerleri silmek için tek el yıkaması ile birkaç oda bile silebilirsiniz), o yüzden çok zorlayıcı değil elde yıkamak.

360 derece döndüğü için çok kolay siliniyor (mopta bu serbestlik yok, daha zorluyormuş o), bezini yıkadığımda kolayca temizleniyor, zor lekelerde bastırdığında hemen çıkıyor, bir de ince olduğu için çok alçak yerlere bile giriyor. Mesela buzdolabının altını bile (komple değil elbet, kenarlarını) silebiliyorum. Malesef mop kalın yapısından dolayı kıyı köşe ve eşyaların altlarına ulaşamıyor.

Bütün bu seçenekler doğrultusunda size uyan hangisinin olduğuna siz karar vereceksiniz. Benim son tecrübemden sonra bu ince paspaslar tercihim, üstelik kuru haliyle yerleri kuru da silebilirsiniz. Kuru haliyle silme günlük temizlik için ideal, şöyle çok toz görünen kısımları hemen alabilirsiniz.

22 August 2011

Ispanak Temizlenmesi

Bir demet ıspanak
Ispanağımızı yıkamadan önce yapılacaklar,

* Tek avuçumuzla kavrayabildiğimiz kadarını bir araya getirip ıspanağın ana gövdesiyle köklerini (dört parmak genişliğinde) bıçakla kesip birbirinden ayıralım.

* Kestiğimiz dört parmak genişliğindeki kökleri bir kenara ayıralım.

*Yaprakların uçunda sert kısımlar varsa koparalım.(bknz. aşağıdaki resim)

*Derince bir kaba, yarım çay bardağı sirke ekleyip su dolduralım içine ıspanağımızın yapraklarını bırakalım.

*15 dakika suda bekletelim. Eğer çok fazla çamur varsa süreyi 25 dakikayada çıkarabilirsiniz.

*Sirkeli suda beklettiğimiz ıspanaklarımız hem üzerindeki kimyasallardan hemde çamurlardan
çabucak ayrılacaklardır.

*Sirkeli sudan çıkardığımız ıspanaklarımızın suyunu değiştirip aynı kapta bir 10 dakika daha bekletiyoruz.

*Kabın altına artık kum çökmüyor ise ıspanağımız bütün yabancı maddelerden ayrılmış demektir. Daha sonra iki kez daha durulayıp süzülmeye bırakıyoruz.

KÖKLERİ

*Ispanaklarımızın ayırdığımız köklerinide aynı metotla temizliyebiliriz. Fakat yapacağınız tarif eğer kökleri ayırmadan (bazı yabancı yemek kitaplarındaki tariflerde böyle geçiyor) kullanıyorsa, mutlaka bir gece suda bekletin.

Köklerinide kavurma yemeği olarak veya kök salatası olarak değerlendirebiliriz.

*Eğer hemen kullanmayacaksanız temizleme işleminden sonra kurutup derin dondurucunuzda saklayabilirsiniz.

100 gr. Ispanak Bitkisinin İçerdiği Besin Değerleri

Enerji 25 kalori
Protein 3 gr.
Karbonhidrat 3,6 gr.
Kolesterol 0
Yağ 0,3 gr
Lif 2,1 gr
Fosfor 38 mgr.
Kalsiyum 170 mgr
Demir 2,2 mgr
Sodyum 50 mgr
Potasyum 500 mgr
A vitamini 8.100 ıu
B1 vitamini 0,07 mgr.
B2 vitamini 0,14 mgr
C vitamini 28 mgr
E vitamini 1,7 mgr

Yararları;

*Ispanak, zengin oranlı lifiyle peklik (kabızlık) çekenler çok iyi gelmektedir.
*İdrarı artırıcı,
* müshil,
* tonik (bedeni güçlendirici)
*yatıştırıcı etkileri vardır.
*Fakat bunca yararına rağmen yüksek oranda oksalat içermesi nedeniyle her gün değil, haftada iki kez yenilmesi yararlı olur.

**Taze olmayan ıspanaklar kesinlikle yenmemelidir.


Bizim evde mutlaka haftada bir pişen yemeklerin başında gelir.

Özellikle Duru'cuğumun kabızlık sorunu başladığından beri istisnasız her tarifi yapıp yedirmeye çalışıyorum. Kesinlikle ilaç gibi geliyor. Bazen sabahları yağda yumurta istediğinde ona bile ekliyorum.

Bu yazı Pıtırcık'ın annesi Zozi tarafından hazırlanmıştır.

18 August 2011

Buzdolabı İç Temizliği

Yeni evli iseniz, yeni bir buzdolabı için uzun süre temizlemeye ihtiyacınız olmayabilir. Ancak en baştan bazı önlemleri almanızı öneririm.

Ben ve çevremdeki bir çok kişi buzdolabı raflarına şeffaf kalın plastik örtüler seriyor. Plastik masa örtüsü satan yerlerde bulabileceğiniz bu şeffaf örtüleri, raflarınızın ebatlarında kesip koyabilirsiniz. Lekelendiği zaman bezle silebileceğiniz gibi, toz halinde bir şey döküldüğünde ise, plastiği çıkarıp silkeleyebilirsiniz.

Ben Ikeadan aldığım, bir tarafı pütürlü rulo halinde satılan bir plastik malzeme kullanmıştım. Temizlemesi biraz daha zor olmakla birlikte, pütürlü yüzeyinin çıkıntıları sebebiyle, akışkan birşey döküldüğünde akmadan durabiliyor.

Bu tip örtüleri kullanırken dikkat edilmesi gereken husus, buzdolabının temel işleyişini bozmamak. Eğer raflarınız delikli veya çubuklu ise bu örtüleri kullanmayın. Buzdolabındaki hava dolaşımını kesmiş olursunuz. Ancak yeni modellerin çoğunun rafları deliksiz düz camdan yapılıyor, bunlar için gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.

Temizlik için birinci püf noktamız, hemen temizlemek, dökülen bir şey olduğunda kurumasına izin vermeyin. Bazen yağlı şişeler yada soslar akıp dibinde leke bırakır, şişelerin temiz olduğuna emin olun.

Diğer püf noktası, buzdolabının kokusunu engellemek. 5 yıldır kullandığım buzdolabının hala ilk aldığım günkü gibi pırıl pırıl ve kokusuz olduğunu söylemeliyim. Kokuyu engellemenin yolu koyduğunuz yiyecekleri kapalı kaplarda, yada poşetlerde muhafaza etmektir. Peynirin ya da kalan bir yemeğin mutlaka üzeri kapalı olmalı.

Bunları yaptığınızda uzun süre silmeye ihtiyaç duymayacaksınız, hatta en son ne zaman sildiğinizi bile unutabilirsiniz. Ama ben titizim arada silmeliyim derseniz, sirkeli su yapıp bir bezle silin.Sirke kokusu rahatsız etse de bir süre sonra buzdolabındaki yemek kokularını alır ve hijyen sağlar. Daha sonrasında bir de durulamak gerekeceği için, köpüklü sularla silmiyorum ben, sirkeli su ile tek seferde yapabiliyorum. Tabi zaman zaman inatçı lekeler olduğunda cife başvuruyorum.

Eğer buzdolabınızın derin dondurucusu buz yapıyorsa, ya da derin dondurucudaki donmuş yapışmış şeyleri çıkarmak istiyorsanız sakın kazımayın. Buzdolabına zarar verebilirsiniz. Bunun yerine o bölgeye biraz sirke döküp bekleyin. Biraz sonra çıkacaktır. Sirkenin içindeki alkol buzu eritir.

Tabi eski tip buz yapan buzdolaplarının, karlarını temizlemeye sirkeler yetmez. Fişi çekmek lazım gerektiğini herhalde biliyorsunuzdur.

16 August 2011

Elde Bulaşık Yıkamak

Bir okuyucumuz sormuştu bu mevzuyu, aslında sormadan önce de yazacaktım ama fırsat bulamadım. Ben de evlenmeden önce ve şu anda da Slovakyada iken (burda makinemiz yok) elde yıkıyorum bulaşıkları. Hatta İstanbulda kendi evimde makine olduğunda bile bazen elde yıkardım, makinanın uzun süren yıkamasını beklememek için. Bana çoğu zaman kolay ve pratik geliyor elde yıkamak ama tabi püf noktaları var.

1. püf noktası annemin de bize en çok kızdığı konuydu, fazla bulaşık çıkarmamak. Özellikle yemek yaparken, mümkün olduğu kadar az çatal bıçak, karıştırma kaşığı kullanmak, mümkün olduğu kadar az araç gereç kirletmek. Mesela en basitinden yemeği karıştırdığın kaşığı ayrıca bir tabağa değil de, kapağın tersine koymak. Yemek malzemelerin hazırlarken ayrı ayrı kaplara koymayıp, direk yemeğin içine doğramak gibi.

2. püf noktası ise pek bulaşık olmayan şeyleri, atıyorum sebze meyve yıkanan kaplar, pirinç ölçtüğünüz tas gibi fazla yağlı olmayan şeyleri hemen suyun altına tutup bulaşıklığa koymak. Bu özellikle bulaşığın büyük bir kısmını kapsıyor. Böyle ayırdığımızda gerçekten azalıyor.

3.püf noktası, yemek yaparken çıkan bulaşıkları yıkamak. Yağlı da olsa yemek yapmak için mutfakta zaman geçirirken atıyorum soğanın kavrulmasını beklerken, biriken bulaşıklara girişmek. Hemen köpüklü sıcak su akan muslukta çıkan bulaşıkları yıkayıp kaldırın, mesela rondo kullandınız hemen yıkayın, bir tavada yağ erittiniz beklemeyin. Yemek yaparken çıkan bulaşıklar yıkanınca geriye sadece yemeği yiyeceğiniz tabak ve çatal kaşıklar bir de tencereler kalıyor. İki kişiyseniz çok az gerçekten.

Şimdi ise bulaşık yıkama aşamasına değinelim. Ben bunu ikiye ayırıyorum ya tam teçhizatlı bulaşık yıkamak yada çeşme altında annemin tabiriyle haldur huldur yıkamak.

Tam teçhizatlı yıkama nasıl olur? Bu annelerimizden gördüğümüz yıkama şeklidir. Eskiden çeşmelerden sıcak su akmadığı zamanlardan kalan alışkanlık bu. Önce bir çaydanlıkta su kaynatılır, ama hepsi leğene dökülmez. Çünkü çok sıcaktır biraz ılıştırmak gerekir. Diğer yandan yıkadıkça su soğuyacaktır bu yüzden ara ara çaydanlıktan sıcak su ilavesi yapılır. Kural suyu kirletmemek için en temizlerden başlamak, yani önce bardaklar, çatal kaşıklar, tabaklar ve tencereler. Tabi bütün bu bulaşıklar önceden sudan geçirilmeli, suda beklemeli yada içine su konmalı. Kabası lavaboya atılıp öyle leğene sokulmalı. Bunun için benim yöntemim tüm kirli bulaşıkları lavaboya doldurmak, suyla biraz süzüp, bulaşık yıkama leğenine almak. Köpüklü suda yıkadıktan sonra içine soğuk su konmuş başka bir leğene alınmalı bulaşıklar. Burada hepsi birikecek. Lavaboda kirli bulaşıklar bitince, soğuk sulu leğende (durulama leğeni) ve muhtemelen tezgahta köpüklü bulaşıklar birikeceğinden, durulama leğeni musluğun altına alınır. Suyun altında durulanır ama zaten durulama leğeninde beklerken, köpükleri dağıldığı için bu iş kolay olacaktır. Bu sürede çeşme akar, diğer köpüklü bulaşıklar da leğende durulanır kendiliğinden. Hepsini teker teker çeşmenin altında durulayıp bulaşıklığa dizilir.

Diğer yıkama şekli sıcak su akan evlerde yaşayan yeni nesil ev hanımlarının tekniği. Tüm bulaşıklar lavaboya yığılır. Süngere gerektikçe deterjan dökülerek, her bir eşya tek tek hem yıkanır hem durulanır ve doğrudan bulaşıklığa kaldırılır. Ben de böyle yapıyorum ve genelde eşim masayı toplayana kadar benim bulaşıklarım biter. Çok hızlı olur yani.

Bulaşık yıkarken zaman zaman ovma, cifleme gibi durumlar oluyor. Bunlar zaman alan ve yorucu işlemler. Genel olarak bazı şeylere dikkat ederseniz bunlar da çok çabuk sonuçlanır.

Mesela dibi tutmuş tencere ve tepsileri ovmak, kurumuş makarna patates gibi şeylerin tabaklardan çıkarmak çok zordur. Ben hemen yıkayamayacaksam bulaşıktan sonra tüm parçaların içen su koyar yada sulu bir leğene atarım. Tencerelerin içine mutlaka (yansın yanmasın su koyarım), çok dibi tutmuş şeylerde ve fırın tepsilerinde kettleda hemen su kaynatır içine dökerim ve bir miktar da deterjan ekleyip öyle bırakırım. Bunları yaptığınızda normal bulaşık yıkama hızında uğraşmadan çıktığını göreceksiniz.

Beni rahatsız eden bir diğer şey de dıştan dibi yanık yanık görünen tencere ve tavalardır. Özellikle kızartma  tavaları çok kararıyor. Belli bir zamandan sonra bunun önüne geçmek imkansız ama her bulaşık yıkamada çok az bile karartı varsa (özellikle çelik tencerelerde, çaydanlıklarda) hemen ciflediğinizde (yada tellediğinizde ) çıkıyor. Bu karartılar birikmezse uzun süre pırıl pırıl kullanabiliyorsunuz, tek mesele bekletmemek ve görür görmez yıkamak.

Elde yıkama yapanların mutlaka sahip olması gereken, bulaşık deterjanı, cif, iyi bir sünger ve top şeklindeki tellerdir. Bunlar pırıl pırıl bulaşıklar için yeterlidir.

Keyifli bir bulaşık için ise gerekli olan şey, çalan radyo eşliğinde şarkı söylemektir ki, hele bir de lavabonun üzerinde cam varsa ve gelen geçen seyredilebiliyorsa

08 August 2011

Örümcek Ağlarının Temizlenmesi

Genç kızlığımızda annem öğrenmemiz için ev işlerini yaptırdığında, ablamla sürekli azar işittiğimiz konu örümcekler idi. Biz her yeri siler süpürür, aklımızca tertemiz yapardık ama annem mutlaka örümcek ağları görürdü.

Hatta teyzem annemden biraz daha takıntılıdır, o evimize gelir gelmez, yada bir yere gider gitmez örümcek ağı yoklaması yapardı :) Şimdilerde ya eskisi kadar örümcek ağı yok, ya da ben hala görmüyorum ama siz siz olun, evi temizlemeden önce ağları temizleyin.

Temizliğe ilk başlandığında tavanın köşeleri, kapı arkaları, mobilya kuytuları, kalorifer ile duvar araları, kısacası fazla göz önünde olmayan yerlerin kontrol edilmesi lazım. Bu yoklamayı evi süpürme aşamasında da yapabilirsiniz.

Bir sopanın ucuna kuru bez takarak, viledanız henüz ıslanmamışken, yada elektrik süpürgesinin ince uçları ile bu ağları temizleyebilirsiniz. Ardından temizliğe başlayın ki, sonradan ev tertemiz olduğunda ağları temizlerken çıkabilecek olan toz evinizi yeniden kirletmesin :)

Kuru Fasülye, Nohut, Barbunya

Başlığa yazdığım bakliyatları pişirmek zaman alır ve önceden haşlanması yada sıcak suda bekletilmesi gerekir. Tabi kolaylık olsun diye konserve kutularında satılan haşlanmış versiyonlarını da alabilirsiniz. Ancak ben belki bir çok kişi de uyguluyordur, bunları önceden haşlayıp derin dondurucuya koymayı tercih ediyorum.

Genelde 1 kilogramlık paketi aldığımda tamamını düdüklü tencereye koyup haşlarım Burada çok pişirmemeye özen göstermek gerekiyor, çünkü ikinci pişmede dağılabiliyorlar. Bir kiloluk malzemeyi 4-5 parçaya ayırıp poşetliyorum. Yemeğini yapacağım zaman ise, soğan salça vs kavurup bu paketlerden birini kullanıyorum. zaten haşlanmış olduğu için çok kısa sürede hazır oluyor.

Dolapta haşlanmış fasulyenin bulunması piyaz yapabilmek için de pratik oluyor, yine hazır nohutu pilava da katabiliyorum.

Toplam enerji sarfiyatını düşününce daha az enerji  harcadığı kesin. Baştan böyle bir hazırlık yapılmadığında , atıyorum her bir yemek pişirilmesi başına önceden bir saat haşlamak gerekecek ise şimdi tek seferde o miktar haşlanabiliyor. Hem zaman açısından hem de enerji açısından çok daha kazançlı.

Bunun dışında elbette ki bir çok yemeği hazırlayıp derin dondurucuya koyabilirsiniz. Ben, eğer bakliyattaki gibi gözle görülür bir fark yaratmayacaksa, her yemeği dondurucu yerine taze yemeği tercih edenlerdenim. Tabi bazen mecbur kaldığımız durumlarda, ya da fazla aldığım bir sebzeyi uzun süre bozulmadan saklamak amacıyla koymak en mantıklısı.

06 August 2011

Beslenme Düzeni Oluşturmak

Evlilik ile birlikte hayatıza giren yepyeni olaylardan biri yemek pişirmek değil, "sürekli" yemek pişirmek. Ne pişireceğini, nasıl pişireceğini bilmenin yanı sıra önemli bir mevzu da hangi düzende pişirileceğidir.  Sağlıklı bir yaşam için evde yenilecek, içilecek şeylerin bir düzene oturtulması gerekiyor.

Elbette ki ben bir beslenme uzmanı değilim, ancak her ev hanımı gibi ailemin sağlıklı beslenmesini sağlamak için çabalıyorum. Kendi düşüncelerimi aşağıda sunmaya çalışacağım.

Haftalık bazda düşündüğümüzde toplam 27 ana öğünümüz var, sabah kahvaltısının standart olduğunu düşünürsek, geriye 14 öğün kalacak. Ancak kahvaltı ederken, ne kadar renkli bir kahvaltı masası hazırlarsanız ( her renkten yiyecek içeren bir masayı kastediyorum), o kadar sağlıklı olacaktır. Eğer kahvaltı edemiyorsanız, bol renkli sandviçler hazırlamaya özen gösterin. Dışarıdan aldığınız poğaça ve açmalar daha kalorili ve sağlıksızdır.

Geri kalan diğer öğünleri çalışıp çalışmama durumuna göre listeleyelim. Bu ayırımı evde yenilecek öğün sayısını belirlemek için yapıyoruz.

Öncelikle temel besin gruplarının, proteinler (et,balık,tavuk,süt ürünleri,bakliyatlar), vitaminler (sebze,meyve,salata malzemeleri..) karbonhidratlar (ekmek,hamur işleri, tatlılar,makarna..) ve yağlar olduğunu hatırlayalım. Her öğünde bunlardan dengeli şekilde almak gerekiyor. Sürekli et yada sürekli sebze ağırlıklı beslenmek doğru değil. Haftada en az bir öğün balık, bir öğün kırmızı et ve bir öğün tavuk tüketilmeli. Elbette bunların kaç öğün olduğu kişiye göre değişecektir. Ancak dağılımı dengeli yapmak lazım. Ardarda hamur işi yada et yemek sağlıklı değil. Bundan başka yemeklerde az yağ kullanmayı ve sağlıklı pişirme yöntemlerini de uygulamak sağlıklı bir beslenme için şart.

Eşlerden her ikisi de çalışıyorsa : O zaman düzenlemeniz gereken öğün sayısı 7 ye düşecektir ama bir o kadar da karmaşıklaşacak. Öğlen ne yenildiğinin de dikkate alınması gerekiyor. Genlde dışarıda yemek yendiğinde illa bir et ürünü olacaktır. Öğlenleri et yiyorsanız akşam yemeklerinde sebze yemekleri, hafif soslu makarnalar yada salata tüketilmeli. Hafta sonu etli yemekler pişirebilirsiniz. Tabi burada her iki kişinin de ne yediğinin dikkate alınması gerekiyor.

Biri çalışıp diğeri çalışmıyorsa: Bu durumda yine yukarıdaki mevzuya dikkat etmek gerekecek. Ancak evde kalan kişinin de dengeli beslenebileceği bir düzen oluşturmak gerekiyor. Akşamdan kalan yemekler ertesi gün öğlen yenecek şekilde (ya da önceden pişirilip hem akşam hem öğlen yenilebilir) ayarlanabilir. Bu durumda akşam yemeklerine eti de ilave etmeniz gerekecek, evde olanın dengeli beslenmesi için.

Her iki kişi de evde bulunuyorsa: Bu belki de en düzgün planlanabilecek bir seçenek olurdu. Iki kişi de aynı yemekleri tüketeceğinden düzgün bir ayarlama yapmak daha kolay. Yine her besin grubunu dengeli dağıtmaya özen gösterin.

Tabi çocuklu evlerde de düzene daha da dikkat etmek gerekiyor. Onun da dahil olduğu beslenme düzenini benzer şekilde planlamalısınız.

Bazen ardarda aynı yemek türlerinden yemek zorunda kalınabiliyor. O zaman bir kaç gün diğerlerine ağırlık verip haftalık dengeyi tutturmaya çalışın.

Ve yeni evlenip de eşine maharetlerini bir an önce göstermek isteyen hanımlar, ardarda nefis yemekler yapmak isteyebilirsiniz ama inanın daha çok zamanlar olacak bunun için :)

05 August 2011

Alışveriş Listesi Yapmak

Kendim de dahil bir çok kişinin başına gelmiştir, özellikle yeni evlenen kişiler alışveriş yaptığında illa ki bir şeyleri unutur. Daha önce daha çok annemizin söylediğini veya kişisel ihtiyaçlarımızı aldığımızdan olsa gerek, bir alışveriş alışkanlığının oluşması yıllar alabilir.

Mesela pazara & markete gidersiniz, çeşit çeşit sebze alırsınız ama yemek yapacak soğanı unutursunuz. Ya da evde yemeğin içine konacak bir baharat kalmamıştır, bu gibi şeyler benim de başıma çok geldi.  Hepsini birden düşünmek zor olabiliyor.

Bu yüzden mutfağımda dolabın üzerinde bir alışveriş listem daima vardır. Biten şeyleri üzerine yazarım. Diyelim ki toplu alışverişe çıkmasam bile, bir yerden gelirken sadece ihtiyacım olan listedeki birkaç şeyi alıyorum. Böylece hem ağır poşetler taşımak zorunda olmuyorum, hem de tasarruf yapıyorum (tabi sadece ihtiyaç olanlari almaya şartlanarak). Çünkü markete gidiyorum psikolojisiyle çıktığımızda illa ki o sepete ihtiyaç olmayan ama dayanamayıp aldıklarımız giriyor.

Alışveriş listesinin bir diğer faydası alacağın şeyi akılda tutmayı sağlaması. Ben listemi yanıma almasam bile, yazarken zihnime kaydolduğu için unutmuyorum. Böylece mesela alışverişe özellikle çıkmamış olsam bile, yolda gördüğüm bir fırsat mağazasında ya da marketinde görünce onu alıyorum.

Blogunuza Logoyu Eklemek Için


<a href="http://simdievhanimioldum.blogspot.com/"><img src="http://3.bp.blogspot.com/-DiFi9LYG054/TjqLCGsejuI/AAAAAAAAGRU/8Jif2oioFNA/s1600/seho.jpg" width="340px"/></a>

Yukardaki kodu alip sidebara text olarak ekleyebilirsiniz. Buradaki width="340" yazan yeri sidebar genişliğinize göre arttırıp küçültebilirsiniz. Eğer sidebar genişliğinizi biliyorsanız onu doğrudan yazarak, bilmiyorsanız deneyerek yapabilirsiniz.

Çöplerin Gruplandırılması

resim:http://www.marcofaasen.nl
Ev hanımlığı sadece temizlik yapmak değil elbette, evin idaresini de kapsıyor. Çöp yönetimi ise benim en çok önem verdiğim mevzulardan birisi.

Geri dönüşümün önemi ve getirileri tartışılamaz, bu mevzuya dikkat etmek ev hanımlarına düşüyor. Eğer siz dikkat ederseniz oluyor, etmezseniz bunu yapacak başka kimse yok.

Kağıtlar, plastikler ve camlar mutlaka ayrılmalı. Organikler de toprağa karışabilen maddeler olduğu için ayrılmalı. Mahallenizde her bir çöp grubu için ayri konteynerlar olmasa da siz yine de ayrı poşetlerde atın, onlar yerini bulacaktır.

Çöp poşetleri olarak doğada çözünebilenleri kullanmak gerekiyor. Biz genelde market poşetleri kullanmaya alışkınız, artik bir çok market bu tip poşetler veriyor, yani onları kullanabilirsiniz, ancak giysi   poşetleri gibi daha kalın yapıda olanları çöp poşeti olarak kullanmayın ve onları atarken plastik şişelerle geri dönüşüme atın.

Bir diğer dikkat edilecek atık da kızartma yağları, denize karışarak doğal hayatı etkilediği için artık bir çok şehirde Atık Yağ toplama servisleri mevcut. Internette bu yönde bulduğum bilgiler şöyle:

İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Antalya, Ankara ve Gaziantep illerinden
444 2845 nolu Ücretsiz *** Atık Hattı

*** Atık Hattına yukarıdaki iller dışındaki diğer illerden 0262 444 28 45 ve 0262 754 16 59 telefon numaralarından ulaşabilirsiniz.

Ulusal Bitkisel Atık Yağ ve Ambalaj Atıkları Toplama Ayrıştırma Geri Kazanım Nakliyat Ticaret Ltd.Şti.
Merkez:
Dilovası Organize Sanayi Bölgesi
Cumhuriyet Cad. Mimar Sinan Köprüsü Yanı No:2
Dilovası - Gebze - Kocaeli
Ücretsiz *** Atık Hattı : 444 28 45
Tel: +90 (262) 754 16 56 - 59
Fax: +90 (262) 754 16 51


Ulusal Bitkisel Atık Yağ ve Ambalaj Atıkları Toplama Ayrıştırma Geri Kazanım Nakliyat Ticaret Ltd.Şti.
İstanbul Şubesi
İkitelli Organize San. Bölgesi - Atatürk Oto San. Sitesi
19. Sok. No:541 İkitelli Küçükçekmece / İstanbul
Ücretsiz *** Atık Hattı : 444 28 45
Tel : 0212 486 18 03 - 04
Fax: (0212) 486 22 87



Ulusal Bitkisel Atık Yağ ve Ambalaj Atıkları Toplama Ayrıştırma Geri Kazanım Nakliyat Ticaret Ltd.Şti.
Ankara Şubesi
Ankara İvedik Organize Sanayi Sitesi 687. Sok. No.68 Ankara
Ücretsiz *** Atık Hattı : 444 28 45
Tel: (0312) 394 30 57
Fax: (0312) 394 30 58


Ulusal Bitkisel Atık Yağ ve Ambalaj Atıkları Toplama Ayrıştırma Geri Kazanım Nakliyat Ticaret Ltd.Şti.
Antalya Şubesi
Yeşil Antalya Sanayi Sitesi 5069 Sok. No.58 Antalya
Ücretsiz *** Atık Hattı : 444 28 45
Tel: (0242) 221 10 02 - 03 - 04 (Pbx)
Fax: (0242) 221 10 05


Ulusal Bitkisel Atık Yağ ve Ambalaj Atıkları Toplama Ayrıştırma Geri Kazanım Nakliyat Ticaret Ltd.Şti.
Muğla Şubesi
Karabağlar Mevkii Yeni Sanayi Sitesi 119. Sok. No:19 Muğla
Tel: (0530) 455 06 40


Ulusal İzmir Bitkisel Atık Yağ Toplama Çevre Sağlığı Tarım ve Gıda Dan. Hiz. Nak. San. Tic. Ltd. Şti.
İzmir Şubesi
10002 Sok. No: 23 A.O.S.B. Çiğli / İzmir
Ücretsiz *** Atık Hattı : 444 28 45
Tel: (0232) 376 76 92
Fax: (0232) 376 76 46

Ulusal Bitkisel Atık Yağ ve Ambalaj Atıkları Toplama Ayrıştırma Geri Kazanım Nakliyat Ticaret Ltd.Şti.
Gaziantep Şubesi
Ücretsiz *** Atık Hattı : 444 28 45
Tel: (0530) 402 85 72


Ulusal Bitkisel Atık Yağ ve Ambalaj Atıkları Toplama Ayrıştırma Geri Kazanım Nakliyat Ticaret Ltd.Şti.
Kayseri Şubesi
Organize San. Bölgesi İnecik Mah.
Fatih Sultan Mehmet Bulvarı No:1
Melikgazi / Kayseri
Tel: (0530) 400 64 96


Ulusal Bitkisel Atık Yağ ve Ambalaj Atıkları Toplama Ayrıştırma Geri Kazanım Nakliyat Ticaret Ltd.Şti.
Trabzon Şubesi
Tel: (0530) 455 06 32

Düğme Dikimi

Eminim böyle basit bir şeyin yazılmasını abartı bulanlar olacaktır. Ben de öyle düşünenlerdendim, ta ki bir tanıdığım yeni evlenen kızının düğme dikmeyi bilmediğini anlatana kadar. Gömlek düğmelerini öyle bir dikmiş ki delikten düğme geçemiyormuş, akıl var mantık var diye anlatıyordu. 

Gerçekten de eğer evde pek vakit geçirmemiş bir kız ise (ki o da öğleydi, sürekli okullarda kurslarda olan biriydi) bu tip şeyleri yapmak zorunda hiç kalmadıysa bunlar normaldir. Benim de aklıma gelince açıklayıcı resimler eşliğinde yazayım dedim.





Resimlerden de anlaşılacağı üzere, delikli düğmeler için önce kumaşa ip tutturulur ardından deliklerden geçirerek defalarca dikilir. En son düğmeyi biraz kaldırıp dolayarak ve dikişlerin arasından geçirilerek sıkılaştırıp ip kesilir.

Eğer düğme alttan delikli ise benzer şeyi o tek delik için yapmak lazım. Üstten delikli düğmelerde aşağıdaki gibi değişik görüntüler uygulamanız mümkün.


04 August 2011

Çamaşır Asarken

Resim çamaşır asmayı değil perde asmayı gösteriyor ama :)
Çocukken bahçeli evimizde çamaşır asarken anneme yardım etmek, mandallarla oynamak en büyük zevklerimden biriydi.

Artık kurutma makineleri evimize girmeye başlasa da çamaşırı asarak kurutma geleneğini elimden geldiğince sürdüreceğim ben. Ülkemiz gayet uygun bir enlemde, genelde bol güneş alan, püfür püfür esen bir iklime sahip. Bu iklime sahipken çevreyi korumak adına temiz enerjiden faydalanmalıyım bolca. Kaynaklarımızı gerekmediğinde harcamamaya gelecek nesiller için dikkat ediyorum. Eğer çamaşır asacak balkonunuz yoksa cama demir askılıklar da yaptırabilirsiniz. Evin içinde de fazla kullanmadığınız bir odada kurutabilirsiniz.

Çalışırken çamaşır yıkama ve asma rutinlerimi şöyle planlıyorum. Kışın malumunuz hava soğuk içerde kurutacağımdan haftanın herhangi bir günü yıkarım. Genelde hafta sonunu bırakmamaya çalışırım ki zamanımı onunla öldürmeyeyim. İlk baharda akşam işten geldikten sonra yıkayıp dışarı asar, ertesi gün işten gelir gelmez toplarım. Yazın ise havaların çok sıcak oluşu sebebiyle çok uzun süre güneşte kalmaması için işi hafta sonuna bırakırım. Birkaç saatte kuruyacağından hemen kurur kurumaz toplamak için evde olduğum zamanı ayarlar ya da yine gece asıp, sabah erkenden (güneşte bırakmadan) toplarım. Anneme göre fazla güneşte kalan çamaşırlar yanar, yani dokusu bozulur.

Çamaşır asarken dikkat edilecek ne var derdim ben de anneme? Ama yook gayet önemli bir konu bu.
  • Öncelikle eğer dışarıda kurutacaksanız, çamaşır iplerini ıslak bezle iyice silin, yoksa bir kaç yıkamada bile çıkmayan lekeleriniz olur :(
  • Çamaşırları ne kadar düzgün asarsanız o kadar az kırışık olacak ve daha az ütüye ihtiyaç duyacaktır. Bazı kıyafetlerinizi hiç ütülemeden bile giyebilirsiniz.
  • Asarken kullanılan ahşap mandallar özellikle penyelerde iz bırakır, bu iz ütüyle bile kolay çıkmaz. Böyle çamaşırlarınız plastik mandallarla asmaya dikkat edin.
  • Pantalonları (özellikle kotları) bel kısımlarından tek katını ayırarak mandallarsanız daha çabuk kurur. Yani beli açık gibi olacak.
  • Çarşaf, örtü gibi büyük parçalar katlı şekilde kurutulabilir.
  • Uzayan trikoları, ağırlığıyla uzamasın diye ortalarından ağırlığı dengeleyerek asmalı
  • Eğer çok güneş gören bir yere asacaksanız, renkli giysileri ters çevirerek asmalı, yoksa güneşten solabilir.
  • Birkaç sıra çamaşır asılacaksa ön tarafa daha küçük ebatlılar asılabilir, büyük olanları astığınızda arkaya hava akımını kesecektir.
  • Annemin çok dikkat ettiği bir husus, aynı renk grupları bir araya asılmalı, eğer karman çorman asılırsa kötü görünür :) Çamaşır asmanın da bir görselliği var elbet :)
  • Ve en çok tembihlenen, eğer görülecek bir yerde çamaşır kurutacaksanız, iç çamaşırlarınızı kesinlikle ön taraflara asmayın, mümkün olduğunca görünmeyecek şekilde olsun, içeride de kurutabilirsiniz, anneme göre çok ayıp :)
Aklıma gelmeyip buraya eklemediğim görüşlerinizi siz de yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Denge ve İş Bölümü

Her konuda olduğu gibi, temizliğin & ev düzeninin de aşırısı ve azı zararlı. Siz de çevrenizde görüyorsunuzdur, durmadan temizlik yapan, tüm gününü buna harcayan kişiler var. Temizlik, hijyen önemli ama bunun takıntı haline de gelmemesi gerekiyor.

İnsan yeni evlendiğinde yeni evi ve eşyalarını sevdiğinden midir bilinmez içinden durmadan bir toz alma, yer silme, eşyaların gıcırlığını muhafaza etme güdüsüne sahip oluyor. Fakat dışarıdan bakıp "ben ne yapıyorum" demek lazım, çünkü çok kişiler biliyorum aşırı titizliğin boşanmaya sebep olduğu. E adam haklı, evlendiği kişi kendinden çok eşyalarla vakit geçiriyorsa afallayacaktır.

Tabi bunlar uç örnekler. Diğer yandan çok temizlik gibi, hiç temizlik yapmamak da doğru değil. Genelde armut piş ağzıma düş anlayışında yetişen erkekler de annelerinden gördüğü ev hanımlığını yeni karısında göremezse, bu da bir şok dalgası yaratabilir.

Bana kalırsa, evlenmeden önce bir iş bölümü şart. Eşinizin evde yapması gerekenleri konuşun. Çalışan bayanlar için iş bölümünde yarı yarıya bir ayarlama yapabilirsiniz. Çalışmayan bayanların ev işleri sorumluluğu daha fazla olabilir ama bazı konularda kesinlikle eşinize de iş düşmeli. Mesela benim aklıma gelenler

  • İşten gelip üzerini değiştirdiğinde kirli kıyafet ve çorapları sepete götürüp atması
  • Pijamalarını katlayıp önceden belirlediğiniz yere konması
  • Alışverişin tamamını yada bir kısmını onun yapması
  • Haftada bir gün (ya da bir öğün) mesela yemek pişirmesi, hazırlaması
  • Haftalık ev temizliği yapıyorsanız elektrik süpürgesinin kullanımı (ardından siz de yerleri silersiniz)
  • Tuvalet kağıtlarının değiştirilmesi....
gibi liste uzayabilir. Baştan böyle bir görev ayrımının belirlenmesi, yapılan iş az bile olsa evdeki düzenin korunmasına çok faydası olacaktır. Çünkü hergün silme süpürme işleri yapılmasa da toplama/kaldırma/katlama işleri yapılıyor ve bunlar da az zaman almıyor hani.

Hoşgeldiniz

Hepimiz hayatımızın bir döneminde ev hanımı oluyoruz, erkek kadın ayrımı yapmıyorum ve "ev hanımı" derken cinsiyet belirtmiyorum çünkü "ev hanımlığı" tıpkı öğretmenlik, mühendislik gibi kendine özgü bir meslek neredeyse.

Çalışın ya da çalışmayın, yardımcınız olsun ya da olmasın, bir evde/mekanda yaşıyorsak ucundan da olsa ev işlerin bulaşmak zorundayız. Hem vücut sağlığımız hem de psikolojik sağlığımız için kişisel temizliğimize önem verdiğimiz kadar, yaşadığımız mekanın temizliğine de önem vermemiz gerekiyor.  Blogun hakkında kısmında yazdığı gibi, bu blog, acemilere yol göstermeyi amaçlıyor. Elbetteki birçok konuda olduğu gibi bu konuda da tek bir doğru tek bir yöntem yok. Herkes kendisine kolay gelen, elindeki imkanlara göre bir yöntem seçiyor. Nerden baksanız ergenlik çağlarımdan itibaren 15 yıllık bir ev kızlığı-ev hanımlığı geçmişimde bildiklerime göre daha yeni daha pratik yöntemler öğrenmek benim de çok işime gelecek. Zira ben de hem çalışan hem de ev hanımı olmaya çalışan grup arasındayım.

Eğer siz de fikirlerinizi paylaşmak istiyorsanız bu adresten mail atabilirsiniz. simdievhanimioldum@gmail.com

Tabi ben bu blogda yazar olmak isterim derseniz de ne ala! Seve seve, bunun için de aynı mail ile irtibata geçerseniz hemen yazabilirsiniz.

Sevgiler