23 August 2011

Yer Silme

Yer silmek için olası tüm seçenekleri denemiş biri olarak deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.

Eski ev hanımları için, resimdeki gibi dizlerin üzerine çökmeden, elinle silmeden yapılan temizlik temizlik değildir. Çünkü elinle silerken dip köşe ne varsa silinir, en kuytu yerler parmakla deşilir, ovulur vs. Ancak elbette en yorucu ve zahmetli yer silme işlemi budur. Bu seçeneği tercih edenler, genelde elektrik süpürgesi kullanmayı sevmezler. Ufak tefek çöpleri yer bezi ile silerken toplayıp silkelerler.  Ancak özellikle saç, tüy gibi şeyler beze yapışır, çıkması işkencedir. Ben de hiç sevmem bu yöntemi ama bazen mecbur kalıyorum.

El ile yer silmenin tek avantajı gerçekten iyi temizlenmesi ve fazla ıslak kalmaması.  Özellikle parkeli döşemelerin çok ıslak olmaması gerekiyor. Islak silinirse su lekesi izi kaldığı gibi, parkeler suyu çeker, ömrü kısalır.


Yıllar önce el ile yer silmeye alternatif püsküllü viledalar çıktı. Ne büyük bir yenilikti sopa ile silmek. Gerçi ondan önce bazı ev hanımlarımız uzun saplı badana fırçasına bezi dolayarak, ya da elektrik süpürgesine bezi dolayarak yer silme eylemleri gerçekleştiriyorlardı. Neyse püsküllü viledalar ile silmek kolaydı, pratikti ama gel gör ki ufak tefek parçaları toplamıyordu, sağa sola saçılıyordu. Kovasında yer alan sıkma aparatı da hiç de iyi sıkmıyordu. Bu yüzden parkeler sulu sulu kalıyordu.

Sonra bu seçenek apartman merdivenleri ya da banyolar, balkonlar gibi, sulu kalsa da pek önemi olmayacak yerlerde kullanılmaya başlandı. Evlerde titiz hanımlar yine el ile silmeye döndüler, bazıları da viledanın püsküllerini eliyle iyice sıkarak silmeye devam etti...

Ardından bence gerçekten büyük bir buluş olan moplar çıktı. Mopu hem iyi temizleme hem de hız açısından gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Fazla sulu bırakmıyor, hem yerdeki hem halıların üzerindeki çer çöpü topluyor, hem de tek yıkamayla tüm pislikler akıp gidiyor. Kendim annem ve ablalarımı da sayarsak 10 tane kadar mop deneyimim oldu. Bunların iki çeşidi var, soldaki gibi iki silindir çubuk ile sıkılan ve sağdaki gibi katlanarak sıkılan.



Ben katlanarak sıkılanları önereceğim, diğerlerine göre daha iyi sıkıyor ve bir de alırken ünlü bir marka almanızı öneriyorum, birçok mopu sıkmaya çalışırken sopalarının yada aparatlarının kırılması nedeniyle çöpe attık. Oysa onlardan 5-6 tl pahalı olan iyi markalı bir mop çok uzun süre gidiyor, ben İstanbul'daki evimde 2 tane kırdıktan sonra aldığım üçüncü iyi markalı mopu iki senedir kullanıyorum ve uzun süre dayanacak gibi görünüyor. Üstelik ucundaki sünger de eskiyince yenilenebiliyor.

Bir diğer önereceğim seçenek de aşağıdaki seçenek, özel bir adı var mı bilmiyorum. Slovakya'da eşim önce aşağıdaki yer silme aparatını almış (ama kovasız), sonra evimizdeki alışkanlıktan dolayı mop almış ( o benden önce gelmişti, bir süre kendisi temizlik yapmıştı). Ben de gelince mopu pek kullanmadım çünkü burdaki iyi bir model değildi ve beni daha çok yoruyordu, elde silmeye başlamıştım. Bir gün dolapta bunu gördüm ve denedim.

Kesinlikle bayıldım, tüm evi 15 dakkada silebiliyorum, çok hızlı çok kolay ve pratik. Kovasının olduğunu buraya yazı yazmak için resim ararken gördüm, nasıl sıkıyor bilmiyorum. Ben bezini çıkarıp elimle yıkayıp, sıkıp takıyorum. Bir odaya en fazla iki kere yıkamam gerekiyor (bu bomboş halısız bir oda için söylediğim miktar, halının dışında kalan yerleri silmek için tek el yıkaması ile birkaç oda bile silebilirsiniz), o yüzden çok zorlayıcı değil elde yıkamak.

360 derece döndüğü için çok kolay siliniyor (mopta bu serbestlik yok, daha zorluyormuş o), bezini yıkadığımda kolayca temizleniyor, zor lekelerde bastırdığında hemen çıkıyor, bir de ince olduğu için çok alçak yerlere bile giriyor. Mesela buzdolabının altını bile (komple değil elbet, kenarlarını) silebiliyorum. Malesef mop kalın yapısından dolayı kıyı köşe ve eşyaların altlarına ulaşamıyor.

Bütün bu seçenekler doğrultusunda size uyan hangisinin olduğuna siz karar vereceksiniz. Benim son tecrübemden sonra bu ince paspaslar tercihim, üstelik kuru haliyle yerleri kuru da silebilirsiniz. Kuru haliyle silme günlük temizlik için ideal, şöyle çok toz görünen kısımları hemen alabilirsiniz.

22 August 2011

Ispanak Temizlenmesi

Bir demet ıspanak
Ispanağımızı yıkamadan önce yapılacaklar,

* Tek avuçumuzla kavrayabildiğimiz kadarını bir araya getirip ıspanağın ana gövdesiyle köklerini (dört parmak genişliğinde) bıçakla kesip birbirinden ayıralım.

* Kestiğimiz dört parmak genişliğindeki kökleri bir kenara ayıralım.

*Yaprakların uçunda sert kısımlar varsa koparalım.(bknz. aşağıdaki resim)

*Derince bir kaba, yarım çay bardağı sirke ekleyip su dolduralım içine ıspanağımızın yapraklarını bırakalım.

*15 dakika suda bekletelim. Eğer çok fazla çamur varsa süreyi 25 dakikayada çıkarabilirsiniz.

*Sirkeli suda beklettiğimiz ıspanaklarımız hem üzerindeki kimyasallardan hemde çamurlardan
çabucak ayrılacaklardır.

*Sirkeli sudan çıkardığımız ıspanaklarımızın suyunu değiştirip aynı kapta bir 10 dakika daha bekletiyoruz.

*Kabın altına artık kum çökmüyor ise ıspanağımız bütün yabancı maddelerden ayrılmış demektir. Daha sonra iki kez daha durulayıp süzülmeye bırakıyoruz.

KÖKLERİ

*Ispanaklarımızın ayırdığımız köklerinide aynı metotla temizliyebiliriz. Fakat yapacağınız tarif eğer kökleri ayırmadan (bazı yabancı yemek kitaplarındaki tariflerde böyle geçiyor) kullanıyorsa, mutlaka bir gece suda bekletin.

Köklerinide kavurma yemeği olarak veya kök salatası olarak değerlendirebiliriz.

*Eğer hemen kullanmayacaksanız temizleme işleminden sonra kurutup derin dondurucunuzda saklayabilirsiniz.

100 gr. Ispanak Bitkisinin İçerdiği Besin Değerleri

Enerji 25 kalori
Protein 3 gr.
Karbonhidrat 3,6 gr.
Kolesterol 0
Yağ 0,3 gr
Lif 2,1 gr
Fosfor 38 mgr.
Kalsiyum 170 mgr
Demir 2,2 mgr
Sodyum 50 mgr
Potasyum 500 mgr
A vitamini 8.100 ıu
B1 vitamini 0,07 mgr.
B2 vitamini 0,14 mgr
C vitamini 28 mgr
E vitamini 1,7 mgr

Yararları;

*Ispanak, zengin oranlı lifiyle peklik (kabızlık) çekenler çok iyi gelmektedir.
*İdrarı artırıcı,
* müshil,
* tonik (bedeni güçlendirici)
*yatıştırıcı etkileri vardır.
*Fakat bunca yararına rağmen yüksek oranda oksalat içermesi nedeniyle her gün değil, haftada iki kez yenilmesi yararlı olur.

**Taze olmayan ıspanaklar kesinlikle yenmemelidir.


Bizim evde mutlaka haftada bir pişen yemeklerin başında gelir.

Özellikle Duru'cuğumun kabızlık sorunu başladığından beri istisnasız her tarifi yapıp yedirmeye çalışıyorum. Kesinlikle ilaç gibi geliyor. Bazen sabahları yağda yumurta istediğinde ona bile ekliyorum.

Bu yazı Pıtırcık'ın annesi Zozi tarafından hazırlanmıştır.

18 August 2011

Buzdolabı İç Temizliği

Yeni evli iseniz, yeni bir buzdolabı için uzun süre temizlemeye ihtiyacınız olmayabilir. Ancak en baştan bazı önlemleri almanızı öneririm.

Ben ve çevremdeki bir çok kişi buzdolabı raflarına şeffaf kalın plastik örtüler seriyor. Plastik masa örtüsü satan yerlerde bulabileceğiniz bu şeffaf örtüleri, raflarınızın ebatlarında kesip koyabilirsiniz. Lekelendiği zaman bezle silebileceğiniz gibi, toz halinde bir şey döküldüğünde ise, plastiği çıkarıp silkeleyebilirsiniz.

Ben Ikeadan aldığım, bir tarafı pütürlü rulo halinde satılan bir plastik malzeme kullanmıştım. Temizlemesi biraz daha zor olmakla birlikte, pütürlü yüzeyinin çıkıntıları sebebiyle, akışkan birşey döküldüğünde akmadan durabiliyor.

Bu tip örtüleri kullanırken dikkat edilmesi gereken husus, buzdolabının temel işleyişini bozmamak. Eğer raflarınız delikli veya çubuklu ise bu örtüleri kullanmayın. Buzdolabındaki hava dolaşımını kesmiş olursunuz. Ancak yeni modellerin çoğunun rafları deliksiz düz camdan yapılıyor, bunlar için gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.

Temizlik için birinci püf noktamız, hemen temizlemek, dökülen bir şey olduğunda kurumasına izin vermeyin. Bazen yağlı şişeler yada soslar akıp dibinde leke bırakır, şişelerin temiz olduğuna emin olun.

Diğer püf noktası, buzdolabının kokusunu engellemek. 5 yıldır kullandığım buzdolabının hala ilk aldığım günkü gibi pırıl pırıl ve kokusuz olduğunu söylemeliyim. Kokuyu engellemenin yolu koyduğunuz yiyecekleri kapalı kaplarda, yada poşetlerde muhafaza etmektir. Peynirin ya da kalan bir yemeğin mutlaka üzeri kapalı olmalı.

Bunları yaptığınızda uzun süre silmeye ihtiyaç duymayacaksınız, hatta en son ne zaman sildiğinizi bile unutabilirsiniz. Ama ben titizim arada silmeliyim derseniz, sirkeli su yapıp bir bezle silin.Sirke kokusu rahatsız etse de bir süre sonra buzdolabındaki yemek kokularını alır ve hijyen sağlar. Daha sonrasında bir de durulamak gerekeceği için, köpüklü sularla silmiyorum ben, sirkeli su ile tek seferde yapabiliyorum. Tabi zaman zaman inatçı lekeler olduğunda cife başvuruyorum.

Eğer buzdolabınızın derin dondurucusu buz yapıyorsa, ya da derin dondurucudaki donmuş yapışmış şeyleri çıkarmak istiyorsanız sakın kazımayın. Buzdolabına zarar verebilirsiniz. Bunun yerine o bölgeye biraz sirke döküp bekleyin. Biraz sonra çıkacaktır. Sirkenin içindeki alkol buzu eritir.

Tabi eski tip buz yapan buzdolaplarının, karlarını temizlemeye sirkeler yetmez. Fişi çekmek lazım gerektiğini herhalde biliyorsunuzdur.

16 August 2011

Elde Bulaşık Yıkamak

Bir okuyucumuz sormuştu bu mevzuyu, aslında sormadan önce de yazacaktım ama fırsat bulamadım. Ben de evlenmeden önce ve şu anda da Slovakyada iken (burda makinemiz yok) elde yıkıyorum bulaşıkları. Hatta İstanbulda kendi evimde makine olduğunda bile bazen elde yıkardım, makinanın uzun süren yıkamasını beklememek için. Bana çoğu zaman kolay ve pratik geliyor elde yıkamak ama tabi püf noktaları var.

1. püf noktası annemin de bize en çok kızdığı konuydu, fazla bulaşık çıkarmamak. Özellikle yemek yaparken, mümkün olduğu kadar az çatal bıçak, karıştırma kaşığı kullanmak, mümkün olduğu kadar az araç gereç kirletmek. Mesela en basitinden yemeği karıştırdığın kaşığı ayrıca bir tabağa değil de, kapağın tersine koymak. Yemek malzemelerin hazırlarken ayrı ayrı kaplara koymayıp, direk yemeğin içine doğramak gibi.

2. püf noktası ise pek bulaşık olmayan şeyleri, atıyorum sebze meyve yıkanan kaplar, pirinç ölçtüğünüz tas gibi fazla yağlı olmayan şeyleri hemen suyun altına tutup bulaşıklığa koymak. Bu özellikle bulaşığın büyük bir kısmını kapsıyor. Böyle ayırdığımızda gerçekten azalıyor.

3.püf noktası, yemek yaparken çıkan bulaşıkları yıkamak. Yağlı da olsa yemek yapmak için mutfakta zaman geçirirken atıyorum soğanın kavrulmasını beklerken, biriken bulaşıklara girişmek. Hemen köpüklü sıcak su akan muslukta çıkan bulaşıkları yıkayıp kaldırın, mesela rondo kullandınız hemen yıkayın, bir tavada yağ erittiniz beklemeyin. Yemek yaparken çıkan bulaşıklar yıkanınca geriye sadece yemeği yiyeceğiniz tabak ve çatal kaşıklar bir de tencereler kalıyor. İki kişiyseniz çok az gerçekten.

Şimdi ise bulaşık yıkama aşamasına değinelim. Ben bunu ikiye ayırıyorum ya tam teçhizatlı bulaşık yıkamak yada çeşme altında annemin tabiriyle haldur huldur yıkamak.

Tam teçhizatlı yıkama nasıl olur? Bu annelerimizden gördüğümüz yıkama şeklidir. Eskiden çeşmelerden sıcak su akmadığı zamanlardan kalan alışkanlık bu. Önce bir çaydanlıkta su kaynatılır, ama hepsi leğene dökülmez. Çünkü çok sıcaktır biraz ılıştırmak gerekir. Diğer yandan yıkadıkça su soğuyacaktır bu yüzden ara ara çaydanlıktan sıcak su ilavesi yapılır. Kural suyu kirletmemek için en temizlerden başlamak, yani önce bardaklar, çatal kaşıklar, tabaklar ve tencereler. Tabi bütün bu bulaşıklar önceden sudan geçirilmeli, suda beklemeli yada içine su konmalı. Kabası lavaboya atılıp öyle leğene sokulmalı. Bunun için benim yöntemim tüm kirli bulaşıkları lavaboya doldurmak, suyla biraz süzüp, bulaşık yıkama leğenine almak. Köpüklü suda yıkadıktan sonra içine soğuk su konmuş başka bir leğene alınmalı bulaşıklar. Burada hepsi birikecek. Lavaboda kirli bulaşıklar bitince, soğuk sulu leğende (durulama leğeni) ve muhtemelen tezgahta köpüklü bulaşıklar birikeceğinden, durulama leğeni musluğun altına alınır. Suyun altında durulanır ama zaten durulama leğeninde beklerken, köpükleri dağıldığı için bu iş kolay olacaktır. Bu sürede çeşme akar, diğer köpüklü bulaşıklar da leğende durulanır kendiliğinden. Hepsini teker teker çeşmenin altında durulayıp bulaşıklığa dizilir.

Diğer yıkama şekli sıcak su akan evlerde yaşayan yeni nesil ev hanımlarının tekniği. Tüm bulaşıklar lavaboya yığılır. Süngere gerektikçe deterjan dökülerek, her bir eşya tek tek hem yıkanır hem durulanır ve doğrudan bulaşıklığa kaldırılır. Ben de böyle yapıyorum ve genelde eşim masayı toplayana kadar benim bulaşıklarım biter. Çok hızlı olur yani.

Bulaşık yıkarken zaman zaman ovma, cifleme gibi durumlar oluyor. Bunlar zaman alan ve yorucu işlemler. Genel olarak bazı şeylere dikkat ederseniz bunlar da çok çabuk sonuçlanır.

Mesela dibi tutmuş tencere ve tepsileri ovmak, kurumuş makarna patates gibi şeylerin tabaklardan çıkarmak çok zordur. Ben hemen yıkayamayacaksam bulaşıktan sonra tüm parçaların içen su koyar yada sulu bir leğene atarım. Tencerelerin içine mutlaka (yansın yanmasın su koyarım), çok dibi tutmuş şeylerde ve fırın tepsilerinde kettleda hemen su kaynatır içine dökerim ve bir miktar da deterjan ekleyip öyle bırakırım. Bunları yaptığınızda normal bulaşık yıkama hızında uğraşmadan çıktığını göreceksiniz.

Beni rahatsız eden bir diğer şey de dıştan dibi yanık yanık görünen tencere ve tavalardır. Özellikle kızartma  tavaları çok kararıyor. Belli bir zamandan sonra bunun önüne geçmek imkansız ama her bulaşık yıkamada çok az bile karartı varsa (özellikle çelik tencerelerde, çaydanlıklarda) hemen ciflediğinizde (yada tellediğinizde ) çıkıyor. Bu karartılar birikmezse uzun süre pırıl pırıl kullanabiliyorsunuz, tek mesele bekletmemek ve görür görmez yıkamak.

Elde yıkama yapanların mutlaka sahip olması gereken, bulaşık deterjanı, cif, iyi bir sünger ve top şeklindeki tellerdir. Bunlar pırıl pırıl bulaşıklar için yeterlidir.

Keyifli bir bulaşık için ise gerekli olan şey, çalan radyo eşliğinde şarkı söylemektir ki, hele bir de lavabonun üzerinde cam varsa ve gelen geçen seyredilebiliyorsa

08 August 2011

Örümcek Ağlarının Temizlenmesi

Genç kızlığımızda annem öğrenmemiz için ev işlerini yaptırdığında, ablamla sürekli azar işittiğimiz konu örümcekler idi. Biz her yeri siler süpürür, aklımızca tertemiz yapardık ama annem mutlaka örümcek ağları görürdü.

Hatta teyzem annemden biraz daha takıntılıdır, o evimize gelir gelmez, yada bir yere gider gitmez örümcek ağı yoklaması yapardı :) Şimdilerde ya eskisi kadar örümcek ağı yok, ya da ben hala görmüyorum ama siz siz olun, evi temizlemeden önce ağları temizleyin.

Temizliğe ilk başlandığında tavanın köşeleri, kapı arkaları, mobilya kuytuları, kalorifer ile duvar araları, kısacası fazla göz önünde olmayan yerlerin kontrol edilmesi lazım. Bu yoklamayı evi süpürme aşamasında da yapabilirsiniz.

Bir sopanın ucuna kuru bez takarak, viledanız henüz ıslanmamışken, yada elektrik süpürgesinin ince uçları ile bu ağları temizleyebilirsiniz. Ardından temizliğe başlayın ki, sonradan ev tertemiz olduğunda ağları temizlerken çıkabilecek olan toz evinizi yeniden kirletmesin :)

Kuru Fasülye, Nohut, Barbunya

Başlığa yazdığım bakliyatları pişirmek zaman alır ve önceden haşlanması yada sıcak suda bekletilmesi gerekir. Tabi kolaylık olsun diye konserve kutularında satılan haşlanmış versiyonlarını da alabilirsiniz. Ancak ben belki bir çok kişi de uyguluyordur, bunları önceden haşlayıp derin dondurucuya koymayı tercih ediyorum.

Genelde 1 kilogramlık paketi aldığımda tamamını düdüklü tencereye koyup haşlarım Burada çok pişirmemeye özen göstermek gerekiyor, çünkü ikinci pişmede dağılabiliyorlar. Bir kiloluk malzemeyi 4-5 parçaya ayırıp poşetliyorum. Yemeğini yapacağım zaman ise, soğan salça vs kavurup bu paketlerden birini kullanıyorum. zaten haşlanmış olduğu için çok kısa sürede hazır oluyor.

Dolapta haşlanmış fasulyenin bulunması piyaz yapabilmek için de pratik oluyor, yine hazır nohutu pilava da katabiliyorum.

Toplam enerji sarfiyatını düşününce daha az enerji  harcadığı kesin. Baştan böyle bir hazırlık yapılmadığında , atıyorum her bir yemek pişirilmesi başına önceden bir saat haşlamak gerekecek ise şimdi tek seferde o miktar haşlanabiliyor. Hem zaman açısından hem de enerji açısından çok daha kazançlı.

Bunun dışında elbette ki bir çok yemeği hazırlayıp derin dondurucuya koyabilirsiniz. Ben, eğer bakliyattaki gibi gözle görülür bir fark yaratmayacaksa, her yemeği dondurucu yerine taze yemeği tercih edenlerdenim. Tabi bazen mecbur kaldığımız durumlarda, ya da fazla aldığım bir sebzeyi uzun süre bozulmadan saklamak amacıyla koymak en mantıklısı.

06 August 2011

Beslenme Düzeni Oluşturmak

Evlilik ile birlikte hayatıza giren yepyeni olaylardan biri yemek pişirmek değil, "sürekli" yemek pişirmek. Ne pişireceğini, nasıl pişireceğini bilmenin yanı sıra önemli bir mevzu da hangi düzende pişirileceğidir.  Sağlıklı bir yaşam için evde yenilecek, içilecek şeylerin bir düzene oturtulması gerekiyor.

Elbette ki ben bir beslenme uzmanı değilim, ancak her ev hanımı gibi ailemin sağlıklı beslenmesini sağlamak için çabalıyorum. Kendi düşüncelerimi aşağıda sunmaya çalışacağım.

Haftalık bazda düşündüğümüzde toplam 27 ana öğünümüz var, sabah kahvaltısının standart olduğunu düşünürsek, geriye 14 öğün kalacak. Ancak kahvaltı ederken, ne kadar renkli bir kahvaltı masası hazırlarsanız ( her renkten yiyecek içeren bir masayı kastediyorum), o kadar sağlıklı olacaktır. Eğer kahvaltı edemiyorsanız, bol renkli sandviçler hazırlamaya özen gösterin. Dışarıdan aldığınız poğaça ve açmalar daha kalorili ve sağlıksızdır.

Geri kalan diğer öğünleri çalışıp çalışmama durumuna göre listeleyelim. Bu ayırımı evde yenilecek öğün sayısını belirlemek için yapıyoruz.

Öncelikle temel besin gruplarının, proteinler (et,balık,tavuk,süt ürünleri,bakliyatlar), vitaminler (sebze,meyve,salata malzemeleri..) karbonhidratlar (ekmek,hamur işleri, tatlılar,makarna..) ve yağlar olduğunu hatırlayalım. Her öğünde bunlardan dengeli şekilde almak gerekiyor. Sürekli et yada sürekli sebze ağırlıklı beslenmek doğru değil. Haftada en az bir öğün balık, bir öğün kırmızı et ve bir öğün tavuk tüketilmeli. Elbette bunların kaç öğün olduğu kişiye göre değişecektir. Ancak dağılımı dengeli yapmak lazım. Ardarda hamur işi yada et yemek sağlıklı değil. Bundan başka yemeklerde az yağ kullanmayı ve sağlıklı pişirme yöntemlerini de uygulamak sağlıklı bir beslenme için şart.

Eşlerden her ikisi de çalışıyorsa : O zaman düzenlemeniz gereken öğün sayısı 7 ye düşecektir ama bir o kadar da karmaşıklaşacak. Öğlen ne yenildiğinin de dikkate alınması gerekiyor. Genlde dışarıda yemek yendiğinde illa bir et ürünü olacaktır. Öğlenleri et yiyorsanız akşam yemeklerinde sebze yemekleri, hafif soslu makarnalar yada salata tüketilmeli. Hafta sonu etli yemekler pişirebilirsiniz. Tabi burada her iki kişinin de ne yediğinin dikkate alınması gerekiyor.

Biri çalışıp diğeri çalışmıyorsa: Bu durumda yine yukarıdaki mevzuya dikkat etmek gerekecek. Ancak evde kalan kişinin de dengeli beslenebileceği bir düzen oluşturmak gerekiyor. Akşamdan kalan yemekler ertesi gün öğlen yenecek şekilde (ya da önceden pişirilip hem akşam hem öğlen yenilebilir) ayarlanabilir. Bu durumda akşam yemeklerine eti de ilave etmeniz gerekecek, evde olanın dengeli beslenmesi için.

Her iki kişi de evde bulunuyorsa: Bu belki de en düzgün planlanabilecek bir seçenek olurdu. Iki kişi de aynı yemekleri tüketeceğinden düzgün bir ayarlama yapmak daha kolay. Yine her besin grubunu dengeli dağıtmaya özen gösterin.

Tabi çocuklu evlerde de düzene daha da dikkat etmek gerekiyor. Onun da dahil olduğu beslenme düzenini benzer şekilde planlamalısınız.

Bazen ardarda aynı yemek türlerinden yemek zorunda kalınabiliyor. O zaman bir kaç gün diğerlerine ağırlık verip haftalık dengeyi tutturmaya çalışın.

Ve yeni evlenip de eşine maharetlerini bir an önce göstermek isteyen hanımlar, ardarda nefis yemekler yapmak isteyebilirsiniz ama inanın daha çok zamanlar olacak bunun için :)