25 October 2013

Kış sebzelerinin fazlası dondurucuya

Ne kadar arzu etsem de yaz sonunda kışlık hazırlayan biri olmadım hiç. Hem bu ülkede öyle bol sebze olmadığından hem de zaman bulamadığımdan. Ancak derin dondurucu kullanmayı seviyorum, çok da faydalanıyorum. 

Mesela bir karnıbahar aldım, hepsini haşladım, yarısını kızarttım yedik ( hepsi bize çok gelecekti). Geri kalanı ise bir kaç gün içinde tüketmek pek iştah açıcı olmadığından doğruca dondurucuya koydum. 

Kışın bazen salata yapmak bana zor geliyor. O zamanlarda tek (mesela sadece havuç) veya birkaç çeşit sebzeyi (mesela havuç patates brokoli) haşlar üzerine biraz yağ ve sarımsaklı yoğurt dökerek pratik salata yaparım. Hem diğer salatalar kadar soğuk olmuyor :D

İşte bu amaçla kalan sebzeleri, bozulmaya yüz tutan havuçları haşlayıp dondurucuya koymak iyi oluyor benim için. Çıkarıp mikrodalgada çözdürüyorum, üzerine yoğurt döküyorum tamam.

Bu şekilde koyabileceğiniz sebzeler; brokoli, karnıbahar, havuç ve brüksel lahanası olabilir. Yoğurdun üzerine bir de kırmızı biberli kızdırılmış yağ ekledin mi yeme de yanında yat.

23 October 2013

Yatmadan önce ne yap ne et mutfağı toplu bırak

Diye size yazsam da aslında kendime de hatırlatıyorum. Bir süredir kendime koyduğum bu kuralı titizlikle uyguluyorum ve çok mesudum.

Akşam ne kadar yorgun olursak olalım biraz daha emek verip mutfağı toplu bırakmanın getirisi daha büyük bence. Sabah uykulu kalkınca dağınık bir mutfağı görmek benim moralimi çok bozuyor. Karnım aç kahvaltı mı hazırlayayım, dağınıklığı mı toplayayım, kahve mi içip ayılayım bilemiyorum. Bu karmaşıklık kalkar kalkmaz insanın sinirini bozuyor ve ne yazık ki günün geri kalanını etkiliyor. Bu yüzden toplu mutfak candır arkadaşlar.

Köfte Soğanı Sorunsalı

İki buçuk kişi olduğumuzdan mütevellit, köfteyi az miktarda yapıyorum. Çok yap buzdolabına at dediğinizi duyar gibiyim ama çocukla kıymayı dolaba koyabilmem bile zor değil köfte yapayım (porsiyonlara ayırıp koyuyorum da). Neyse her köfte yaptığımda içindeki soğanlar bir türlü istediğim gibi olmazdı.

Köftenin hem lezzeti hem de dağılmaması için soğanların mümkün olduğunca ince doğranması gerekiyor. Ben rondodan geçiriyorum ama genelde tek soğan rondoda az kalıyor iyi parçalanmıyor. Rendeleme ve incecik doğrama işini de denedim ama bu yöntemler için her zaman yeterli zamanım olmuyor.

Ben de köftenin içine koyduğum ekmekle soğanı aynı anda rondodan geçirmekte buldum çözümü. Soğanlar da ekmekler de istediğim kıvamda oluyor. Ekmek ıslanmış oluyor fakat olsun, zaten yoğururken ıslanıp karışacak. Peki neden bunu yıllardır akıl etmedim hiç bilmiyorum. Annemin öğüdü, rondoyu kullanırken (aslında her türlü mutfak eşyası için söyler) önce daha temiz bırakanlar ardından ıslak ve yağlılar kullanılmalı. Yani ekmeği önce rondodan geçir ki dökerken kolay olsun. Islak rondoda ekmekler yapışacak bir de onu sıyırmaya uğraşıcan falan filan. Neyse ben hepsini tek seferde yaptım çözdüm gitti. Tavsiye ederim.

08 October 2013

Cam Silerken Sirke Kullanmak

Cam silme suyuna sirke katıldığında daha  parlak görünmesine sebep olduğunu biliyordum da doğrusu buna da üşeniyordum, halbuki deterjan koymaktan ne farkı varsa. Galiba alıştığımız düzeni değiştirmekten ziyade, onu hatırlayıp uygulama aşamasına geçmek zor olan. 

Neyse, salonda çerçeve ile bölünmeyen kocaman bir pencere var. Bu cam genelde açık (tül yok) ve şahane bir ışık alıyor. Ancak her baktığımda moralimi bozan lekeler görmeme sebep oluyor. Aslında o kadar takıntılı değilim ama ne olduysa bu camı arındıramıyorum. Bildiğim her silme yöntemini denedim, silinmiş camı aynı gün kaç kere sildim yok olmuyor olmuyor. Sürekli dalgalar kalıyor. Tüm gücümle kuruluyorum çıkmıyor.

En sonunda artık nasıl olduysa ( belki deterjandan belki havadan) yağ gibi, ince bir tabakanın oluştuğuna kanaat getirdim.  Bu yağı çözersem olacak gibime geldi ve bunun için de sirkeyi denedim. Ve bingo.

Fısfıslı bir şişeye sirke koyuyorum ben, onu cama sıktım biraz sildim ve kuruladım. Çok hafif kurulana ile o bagsettiğim tabaka gitti, parladı, hiç iz kalmadı. Bundan sonra o cama asla başka bir sürmem

05 October 2013

Maydanoz Demeti Vazoya

Ne yazık ki hiç bir maydanoz demetini bitiremiyorum. Diğer sebzelerle birlikte buz dolabın sebze gözüne koyduğumda, genelde yığınların arasında unutur, ancak onu hangi yiyeceği yapmak için aldıysam sadece onda kullanır, gerisi çöpe giderdi. Yıllar önce ablam çözüm olarak, maydanozları dolaba değil de, bir bardak veya vazo içinde mutfağın açık bir yerinde bekletmemi tavsiye etmişti de, ben yine bir kaç uygulamadan sonra pek önem vermemiştim. 

Yurt dışında yaşamaya başlayınca bir çok  ülkemiz sebze-meyvesi gibi maydanoza da hasret kalıyor insan. Taze bir demet maydanoz 5tl civarı oluyor ve üstelik İstanbul' da pazardan aldığımız 50 kuruşluk demetin yarısı kadar bile olmuyor. Dolayısıyla aldığım demetin her bir yaprağı çok değerli.

Maydanozu mutfakta suya koyduğumda
-çok uzun süre hiç solmadan dipdiri duruyor
- gözümün önünde olduğundan sık sık hatırlayıp kullanıyorum. Mesela şu çorbaya bir dal atayım, yemeğe katayım diye aklıma geliyor
-yine gözümün önünde olunca kahvaltıda ya da gün içinde koparıp koparıp ağzıma bir kaç dal giriyor :)
-görüntüsü iyi geliyor, ha bir vazo çiçek ha maydanoz. Evde yeşil iyidir.

Eğer maydanozları bitiremiyorsanız kurutmayı da düşünebilirsiniz. İstanbul'da sıradan marketlerde göremedim ama yurt dışındaki marketlerin baharat bölümünde kuru nane gibi kuru maydanoz ( ve hatta dereotu) bulmak çok normal. Kuru maydanozu tüm yemeklerde kullanıyorum ben. Tazesini ayıklayıp doğramaya göre çok daha hızlı ve pratik oluyor.

03 October 2013

Vuran Ayakkabılara Günlük Kadın Pedi Yapıştırın

Her aldığım yeni ayakkabı bir süre ayağım alışana kadar ayağımı vurur. Bu durumda ne bant ne peçete fayda etmez. En iyi çözüm ayakkabının içine yapışan ve kaymayan bir şey. Bunun için ince günlük pedleri ayakkabıdan görünmeyecek şekilde, vuran yerin şekline göre kesip yapıştırıyorum tamam. Asla kaymıyor ve günlerce durabiliyor. Aklınızda olsun. Erkek ayakkabılarına da yapabilirsiniz

24 September 2013

Pratik Krep Nasıl Yapılır


Siz krebi nasıl yapıyorsunuz bilmem ama iki hafta kadar önce annemle krep yapmaya girişmişken, zamanla annemin yönteminden epey yol alıp çok pratik hale geldiğimi farkettim. Annem ise yıllardır hala aynı yöntemle yapıyor. İtirazlarına rağmen benim yöntemimle yaptık ve sonucu o da çok beğendi, galiba bundan sonra öyle yapacak :) Belki benim gibi yapanlar vardır ama sizler için de bu harika pratik yöntemimi paylaşayım ;

Ben tüm malzemeleri yani süt, un, kabartma tozu, yumurta (bazı kişiler yumurta koymaz ama bebeğim bol vitaminli yesin diye) ve sıvıyağı (annem içine yağ koymaz pişirdikten sonra gözleme usulu sürer) rondoya koyar bir iki tırt yaparım. Ta taa krep hamuru hazır. Hiç başka kaba döküp de bulaşık çıkarmayın oradan doğru tavaya dökebilirsiniz. Eğer sizin rondonuz da benim gibi küçükse ve çok miktarda yapacağınız zaman yetmez diye düşünüyorsanız hiç dert etmeyin. Son krep pişedururken yine iki tırt ile bir kap daha hamur yaparsınız.

Bilindiği üzere krebi tavaya koyup, sağa sola eğerek tavaya yayıyoruz. Üzerinde gözenekler olmaya başladığında ben oldum tersimi çevir diyordur. Ben krebi havaya atıp döndürmekte gayet ustayım ama her nedense krep tavamdan ayrılmak istemez. Çatalın ucuyla bir dürtmek gerekiyor. Yeter bu kadar yapışıklık yeter biraz da öbür taraf nasiplensin sıcaklığından deyip, ayırıyorum. Sonra da hop diye döndürüyorum.

İçine yağ koymuş olduğum için yeniden yağlamaya gerek yok. Üstelik yağı az koyarsanız gayet hafif krepler yapabilirsiniz Ben yağsız yapıp yiyiyorum da diyebilirsiniz eyvallah ama yağsız pek de lezzetli olmaz söyleyeyim.

Annem pratik kreplerimi yiyince çok beğendi ve hiç farkı yok dedi. Böylece onu ve bu yazıyı okuyup da onun gibi yapanları tek tek yağ sürme derdinden kurtarmış oldum. Hadi yine iyisiniz :)

Kızıma ise çorba kaşığıyla bir ölçek koyarak, tavanın içinde 4-5 tane spotlar halinde minik krepler yapıyorum. Bu şekilde daha kolay tüketiyor.